cennetteki yerini gösteren dua: cenneti görmek için okunacak dua (nuh suresi)

Ölmeden önce gideceği yeri kim bilmek ve görmek istemez ki… Ölmeden önce cennetteki yerimi görmek için okunacak dua, cenneti görme duası, cennette nerede olacağım? gibi sorularınızın cevabı aşağıdaki duada gizli.

cennetteki yerini gösteren dua: cenneti görmek için okunacak dua (nuh suresi)

Ölmeden önce gideceği yeri kim bilmek ve görmek istemez ki… Ölmeden önce cennetteki yerimi görmek için okunacak dua, cenneti görme duası, cennette nerede olacağım? gibi sorularınızın cevabı aşağıdaki duada gizli.

cennetteki yerini gösteren dua: cenneti görmek için okunacak dua (nuh suresi)
Editor: Turkiyemnethaber
01 Şubat 2021 - 12:05

Nuh suresinin okunmasını vird haline getiren kimseler, daha dünyada iken cennetteki yerlerini gör­meden vefat etmezler. Bu sure herhangi bir maksad için okunursa, o maksat yerine gelir.
Nuh Suresi Arapçası ve Türkçe Anlamı:
Bismillâhirrahmânirrahîm
71/NÛH-1: İnnâ erselnâ nûhan ilâ kavmihî en enzir kavmeke min kabli en ye’tiyehum azâbun elîm(elîmun).
Türkçesi: Muhakkak ki Biz, Hz. Nuh’u kendi kavmine: “Kavmini onlara, elîm azap gelmeden önce uyar.” diye (resûl olarak) gönderdik.
71/NÛH-2: Kâle yâ kavmi innî lekum nezîrun mubîn(mubînun).
Türkçesi: (Hz. Nuh, kavmine) şöyle dedi: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, sizin için apaçık bir nezirim (uyarıcıyım), (öyle ki).”
71/NÛH-3: Eni’budûllâhe vettekûhu ve etîûn(etîûni).
Türkçesi: Allah’a kul olmanız, O’na karşı takva sahibi olmanız için. Ve bana itaat edin (tâbî olun).
71/NÛH-4: Yagfir lekum min zunûbikum ve yûahhırkum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), inne ecelallâhi izâ câe lâ yuahhar(yûahharu), lev kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Türkçesi: (Allah da) sizin günahlarınızı mağfiret etsin (günahlarınızı sevaba çevirsin) ve sizi belirlenmiş bir zamana kadar tehir etsin (ömür versin)! Muhakkak ki Allah’ın eceli (onun belirlediği an) gelince tehir edilmez. Keşke siz bilmiş olsaydınız.
71/NÛH-5: Kâle rabbi innî deavtu kavmî leylen ve nehârâ(nehâran).
Türkçesi: (Hz. Nuh, Rabbine) şöyle dedi: “Rabbim, Muhakkak ki ben kavmimi gece ve gündüz (ruhlarını Sana ulaştırmayı dilemeye) davet ettim.”
71/NÛH-6: Fe lem yezidhum duâî illâ firârâ(firâran).
Türkçesi: Fakat benim davetim, (benden) kaçışlarından (uzaklaşmalarından) başka bir şeyi artırmadı.
71/NÛH-7: Ve innî kullemâ deavtuhum li tagfire lehum cealû esâbiahum fî âzânihim vestagşev siyâbehum ve esarrû vestekberûstikbârâ(vestekberûstikbâran).
Türkçesi: Ve muhakkak ki benim onları, Senin mağfiret etmen için her davet edişimde, (duymamak için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve (görmemek için) elbiselerine büründüler ve (bu davranışlarında) ısrar ettiler ve kibirlenerek büyüklük tasladılar.
71/NÛH-8: Summe innî deavtuhum cihârâ(cihâran).
Türkçesi: Sonra muhakkak ki ben onları cehren (açıkça) davet ettim.
71/NÛH-9: Summe innî a’lentu lehum ve esrartu lehum isrârâ(isrâran).
Türkçesi: Daha sonra da muhakkak ki ben onlara alenî olarak ilân ettim ve onlara sır olarak (tek tek çağırarak) gizli gizli de bildirdim.
71/NÛH-10: Fe kul tustagfırû rabbekum innehu kâne gaffârâ(gaffâran).
Türkçe Anlamı: (Nuh A.S) ve dedim ki: “Artık Rabbinizden mağfiret dilediğinizi söyleyin. Muhakkak ki O; Gaffar’dır (mağfiret edendir).”
71/NÛH-11: Yursilis semâe aleykum midrârâ(midrâren).
Türkçe Anlamı: Üzerinize bol yağmurlu olarak semayı göndersin.
71/NÛH-12: Ve yumdidkum biemvâlin ve benîne ve yec’al lekum cennâtin ve yec’al lekum enhârâ(enhâren).
Türkçe Anlamı: Ve size mal ve erkek çocuklar (vererek) yardım etsin. Ve sizin için cennetler (verimli bahçeler) yapsın ve sizin için nehirler akıtsın.
71/NÛH-13: Mâ lekum lâ tercûne lillâhi vekârâ(vekâren).
Türkçe Anlamı: (Nuh (A.S), kavmine şöyle dedi): “Siz niçin Allah’tan bir vakar (azamet, izzet ve kudret) ummuyorsunuz?”
71/NÛH-14: Ve kad halakakum etvârâ(etvâren).
Türkçe Anlamı: Ve O, sizi halden hale (çeşitli hallerden) geçirerek yaratmıştır.
71/NÛH-15: E lem terev keyfe halakallâhu seb’a semâvâtin tıbâkâ(tıbâkan).
Türkçe Anlamı: Görmüyor musunuz, Allah yedi kat semayı (yedi gök katını) nasıl yarattı?
71/NÛH-16: Ve cealel kamere fîhinne nûren ve cealeş şemse sirâcâ(sirâcen).
Türkçe Anlamı: Ve Ay’ı, onların arasında (semalarda) bir nur kıldı ve Güneş’i de bir sirac (çırağ) kıldı.
71/NÛH-17: Vallâhu enbetekum minel ardı nebâtâ(nebâten).
Türkçe Anlamı: Ve Allah, sizi yerden (topraktan) bir nebat (gibi) yetiştirdi (yarattı).
71/NÛH-18: Summe yuîdukum fîhâ ve yuhricukum ihrâcâ(ihrâcen).
Türkçe Anlamı: Sonra sizi oraya (toprağa) döndürecek ve bir çıkarışla sizi (oradan) çıkaracak.
71/NÛH-19: Vallâhu ceale lekumul arda bisâtâ(bisâtan).
Türkçe Anlamı: Ve Allah, arzı sizin için geniş bir mekân kıldı.
71/NÛH-20: Li teslukû minhâ subulen ficâcâ(ficâcen).
Türkçe Anlamı: Sizin yolculuk etmeniz için, ondan geniş yollar yaptı.
71/NÛH-21: Kâle nûhun rabbi innehum asavnî vettebeû men lem yezidhu mâluhu ve veleduhû illâ hasârâ(hasâran).
Türkçe Anlamı: (Nuh A.S): “Rabbim, muhakkak ki onlar bana asi oldular (isyan ettiler). Ve malı ve evlâdı kendisine hüsrandan başka bir şeyi artırmayan kimselere tâbî oldular.” dedi.
71/NÛH-22: Ve mekerû mekren kubbârâ(kubbâren).
Türkçe Anlamı: Ve büyük hileler kurdular.
71/NÛH-23: Ve kâlû lâ tezerunne âlihetekum ve lâ tezerrunne vedden ve lâ suvâan ve lâ yegûse ve yeûka ve nesrâ(nesren).
Türkçe Anlamı: Ve (birbirlerine) şöyle dediler: “Sakın kendi ilâhlarınızı (putlarınızı) bırakmayın. Ve Vedd’i, Suvâa’yı, Yagûs’u ve Yaûka’yı ve Nesra’yi sakın terk etmeyin.”
71/NÛH-24: Ve kad edallû kesîrâ(kesîren), ve lâ tezidiz zâlimîne illâ dalâlâ(dalâlen).
Türkçe Anlamı: Ve (böylece) pekçoğunu dalâlette bırakmış oldular. Ve (Nuh A.S): “Zalimlerin, dalâletten başka bir şeyini artırma (zalimlerin, sapıklıklarını artır).”
71/NÛH-25: Mimmâ hatîâtihim ugrikû fe udhılû nâran fe lem yecıdû lehum min dûnillâhi ensârâ(ensâren).
Türkçe Anlamı: Onlar hatalarından (büyük günahlarından) dolayı boğuldular. Sonra ateşe sokuldular. Artık kendileri için, Allah’tan başka bir yardımcı bulamadılar.
71/NÛH-26: Ve kâle nûhun rabbi lâ tezer alel ardı minel kâfirîne deyyârâ(deyyâren).
Türkçe Anlamı: Ve Hz. Nuh: “Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden dolaşan bir kimse bırakma.” dedi.
71/NÛH-27: İnneke in tezerhum yudıllû ıbâdeke ve lâ yelidû illâ fâciren keffârâ(keffâre).
Türkçe Anlamı: Muhakkak ki eğer Sen, onları (yeryüzünde) bırakırsan, Senin kullarını dalâlete düşürürler ve facir kâfirden başka (evlât) doğurmazlar.
71/NÛH-28: Rabbigfirlî ve li vâlideyye ve li men dehale beytiye mu’minen ve lil mu’minîne vel mu’minât(mu’minâti) ve lâ tezidiz zâlimîne illâ tebârâ(tebâren).
Türkçe Anlamı: Rabbim, beni, annemi, babamı ve evime mü’min olarak girenleri ve mü’min kadınları ve mü’min erkekleri mağfiret et. Zalimlere helâkından başka bir şeyi artırma






 

YORUMLAR

  • 0 Yorum